mustafa's profileBAĞLANMAK MI NE KELİME.....PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June, 2008

    BiLiYORDUM

    Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor:
    Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...
    Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmistik.
    Karım , her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotografını çerçeveler,
    "Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri" derdi..
    Öldügünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'in bir gecesinde onu aldattım.
    Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar
    sadık kalacagımı söylerdim.
    Ölmeden iki hafta önce yine aynı seyi tekrarladım.
    Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece "Biliyorum" dedi.
    Izmir'e kar yagdıgı gün, yani bir ay önce, evdeydim.
    Fotograflarımıza bakıyordum yine...
    Her çerçevenin altında bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim.
    A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemisti.
    Ama sanırım "Arkasına bak" yazmaya filan niyetlenmisti.
    Hemen çerçevelerin arkasına baktım.
    Hiçbir sey yoktu.
    Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
    Inanabiliyormusunuz, herbirinin arkasından bir mektup çıktı!
    Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıstı.
    1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı.
    Ve içinden su sözler çıktı:
    "14 Mart1997/Gözlerin bana baska birine dokunmus gibi baktı /Söylemene gerek yok, biliyorum...
    " 2002'deyiz.
    Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.
    içim acıyor simdi.
    Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor..
    Sadece paylasmak istedim. seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et.
    Çünkü;
    Ask sessiz, sevgi dilsizdir.
    Gerçektende hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile...
    Kilometrelerce uzagında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlıgıda yokluguda
    hissedilebiliyor...
    June, 2008

    ANLADIM

    Sevdim seni sevmiyorsun
    ka kıymet vermiyorsun
    Vefa nedir bilmiyorsun
    Cennet olsam cehennemsin
    nahtan gayrı nemsin
    Maksat ayrı yürek ayrı
     
    A bitsin
    A değilsin
    A gönlün sevinsin
    Olamayız senle gayrı
    Yolumuz
    ezelden ayrı
    A
    yarim değilsin
     
    lün olsam soldurursun
    Kulun olsam öldürürsün
    Yarin olsam kandırırsın
    Başım öne eğdirirsin
    Beni ele güldürürsün
    Yol tek olsa hedef ayrı
     
    A bitsin
    A değilsin
    A gönlün sevinsin
    Olamayız senle gayrı
    Yolumuz
    ezelden ayrı
    A
    yarim değilsin
     
    ONUR ŞAN

    Doğru Yerden Başlayamadık Biz...

    Beraber yürüyebileceğimiz yolun başlangıç noktasını bulamadık.
    Ortasından daldık yola, bir anlık bir mutluluk,
    Bütün bir yaşama yetebilecek bir umut yaşadık...
    Ama hayat tek bir hamleyle bizi yolun farklı taraflarına atıverdi işte.
    Sona ulaşamadan; ellerimiz bomboş,
    Dudaklarımızda çocukca bir gülümseme kalakaldık yolun kenarındaki çorak topraklarda.
    Oysa birbirimize yağmur olabilirdik biliyorum.
    Çok şey olabilirdik birbirimize; daha az yıkılmış olsaydık,
    Yolun başını bulabilmiş olsaydık...
    Şimdi yanımda olsaydın;
    Dudaklarınla silerdin gözlerimdeki yıldızları,
    Ellerinle ay olurdun geceme biliyorum...
    Ellerimiz bir daha asLa birleşmeyecek, buluşamayacak bir daha gözlerimiz,
    Aynı buruk gülümseyişle aralanamayacak dudaklarımız.
    Belki de seni tekrar gördüğumde gözlerinde bana ait hiç bir iz kalmamış olacak.
    Parmakların tenimin tadını unutmuş ve ben de iyice içime gömmüş olacağım dokunuşunun sihrini…
    Ayrı taraflarında olacağız yolun,
    Dokunmak bizim gücümüzün dışında bir düş olacak.
    Engeller olacak aramızda; insanlardan,
    Verilmiş sözlerden, anıların hoyratlığından oluşan engeller.
    Onları aşmak ya da aşmayı denemek bile acının adı olacak.
    Biliyorum; birlikte pek çok şeyi aşabilirdik biz.
    Her şeye yeni bir yüz giydirip, sesleri müzikle bezeyebilirdik.
    Çünkü aramızda başka benlikler,
    Kırık dökük başka aşklar olduğu halde dokunabilmiştik birbirimizin özüne yine de...
    Bir gün geriye dönüp baktığımda tutunacak tek bir dal,
    Dayanıp güç alabileceğim hiç bir anı göremesem de ellerinin sıcaklığı hala geziniyor olacak saçlarımda.
    Bir tek işte o dokunuşun büyüsü kaybolmayacak asla...
    Biliyorum
    June, 2008

    Aglıyor Aglıyorsun

    Seni yağmamamıslar kuytularda
    Korkuların nefes nefese
    Yüreginden bıcaklanan sevdalara
    Pişmanmısın kendine
    Pişmanmısın kendine
    Seni yaglamamıslar kuytularda
    Korkuların nefes nefese
    Yüreginden bıcaklanan sevdalara
    Hep yanlıs sevdalara çiceklenmis
    Koruyup savrulmusun
    Özlemin cıldırıyor anılara
    Gecelere sıgmıyorsun
    Aglıyor aglıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
    Yorgunsun biliyorum
    Oysa bir tek sözcük yeterdi anlatmaya
    Saclarım ellerini özlüyor
    Cıglar yuvarlanıyor ömrümün ucurumlarında
    Seni anlıyorum
    O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar
    Hangi yasak umudun ihanetidir
    Birer birer koparmıslar cicekleri ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
    Su yoksul duvarların dili olsada
    Anlatsa neler cektigini
    Buz gibi yastıklara sarılıpta sabahı zor etdigini
    Sabahı zor etdigini
    Hep yanlıs sevdalara çiceklenmis
    Koruyup savrulmusun
    Hasretin cıldırıyor gecelere
    Anılara sığmıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
    Yaprak dökenlestiğin satırlar arasında
    Altı kırmızı ile çizilmiş
    Ve tırnak içine alınmıs
    Suskunlugun basharflerisin
    Sehirler uyurken
    Boğazına sarılırken öfkeler
    Bu gizli gülmeler
    Bu sessiz aglamaların nedir anlamı
    Sen hangi mevsimin yağmurusun
    Ağlıyorsun Ağlıyor ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun..

    Fatih Kısaparmak
    May, 2008

    AŞKTA KIYAMETTE ARAF'TA

    Önümde dikenlerle örülü yollar var.
    Her attığım adımda,kan revan içinde sözcükler.
    Kimin kalbine baksam böyle derinden,
    Gözlerimde yosun kokulu gelgitler...
    Büyümek dedikleri bu olmalı,
    Ruhumdaki şeffaf örtü yok artık.
    Ben çocukluğumun üstüne,
    Seni giyindim çünkü.
    Yetmedin örtmeye,gizlemeye sivri yaralarımı.
    Ondandır törpüleyip durmam,kendi yalnızlığımı.
    Biliyorum;
    Beni ruhlar yaratıldığından beri seviyorsun,
    Çünkü yarısı sende ruhumun biliyorsun.
    Yarınların battıkça şahdamarıma,
    baştan ayağa aşk oluyorsun.
    Sen böyle hasret hasret kokarken gönlümde,
    Ömrüme düşen çığı görmüyorsun.
    Baktığın her yer benim cennetimken;
    Sen dönüp arkanı,kıyameti seçiyorsun...
    En büyük acı Araf'takilerin derler ya,
    Sen Araf'ın ta kendisisin

    AŞKIM YADİGAR KALACAK SANA

    Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben.
    Kimi işaret ettiyse ona yöneldim.
    Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor.
    Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan,
    İşte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben.
    Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili,
    Dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi,
    Küçük dokunuşları sana sakladım.

    Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama,
    Bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin.
    Ve bir gün çıktın karşıma.
    İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti.
    Çocuk oldum yeniden.
    Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım.
    Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım.
    Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum.
    O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.

    Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı.
    Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini.
    Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir?
    Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?
    Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni.
    Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak.
    Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa.
    Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım.
    Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde.
    Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın.
    Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.

    Gidersen...
    Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün.
    Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni.
    Ama merak etme ayakta kalırım ben.
    Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi.
    Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım.
    Aşkım da benden yadigar kalır sana...

    AŞKLAR SADECE

    Aşklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, onu
    yasatmak için çaba göstermeyi de ögretirler.
    Aşkı sıradan seylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
    onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
    Gerçek sevgi, kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden sevmektir.

    Engellere, üzerinden asılacak fırsatlar olarak bakarsak
    Sadece çözüm bulmakla kalmayız
    Kendimizin "genel sorun çözme" yeteneklerini de artırırız.
    Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
    Sevgi eski yaraları açmak değildir; onları kapatmaktır.
    Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.

    Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
    Çok narindir, kolayca kırılır, ama inanılmaz derecede esnektir.
    Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
    Onun yaşaması bizim dürüstlügümüze bağlıdır.
    Yaşam sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman bir serüvendir.
    Korku yaşamın sınirlandırılması,
    Sevgi yaşamın özgürlüğe kavusturulmasıdır.

    Derdin ne kadar oturmus, durumun ne kadar umutsuz,
    Yanlışın ne kadar büyük oldugu hiç fark etmez.
    Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir.

    Olgun insan pek çok yol, pek çok çözüm
    Ve pek çok sonuç olduğunu bilir.
    Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez.
    Ama kim oldugumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki
    önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir.
    Ne kadar akıllı yada duyarlı olursa olsun herkesin yanlışlık
    yaptığını ve her halde de yapmaya devam edecegini görüp bilmek
    rahatlatıcı bir seydir. O halde neden kusurlarınızı
    kabul edip rahatınıza bakmıyorsunuz?

    Kendilerine inananlar ve yaşadıkları
    Ana güvenenler yaşamı en keyifli bulanlardır.
    Bunlar geçmisin pişmanlıkları değil,
    Anıları depolayacak bir yer olduğunu;
    Geleceğin korku değil umutla dolu olması gerektiğini ögrenmişlerdir.
    Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır.

    Sevmekle geçen bir yasam; asla sıkıcı olmayacaktır.
    "SENİ SEVİYORUM" demekten asla bıkmayın ve sakınmayın.
    Sadece kalp için hasat zamanı yoktur.
    Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir.

    AŞKLARA PERDE ÇEKTİM

    Bir dostum var ki benim,
    gerçegi arayan yolda öncüsüdür yüregimin.
    Yürütüyor yasamın sırlarına dogru inançla,
    sahibidir bütün güzel sözlerin.
    Vazgeçemem baska hiçbir dost için senden,
    dostun gelip geçicisinden, fânisinden.
    Ki her arayista gözümdesin,
    moralimde, direncimde,
    Acımda da olsan da en çok sevincimdesin.
    Yeni bir adim, sensiz;
    Benzer, yasamak gibi nefessiz,
    veya asik olmak sevgisiz,
    direnmektir iradesiz.
    En son görünürsün göze,
    adin çok az geçer, girilince söze.
    Hiçbir seyi degistirmez ama ne söz ne de göz,
    yüregimizdesin ya hersey zaten senin elinde.
    Hangi yapita baksam senden bir parça.
    Farketmez binyilin basinda ya da sonunda.
    Insan hep ayni insandi aslinda,
    degisen görüntüler oldu sen gizlendin hepsinin arkasinda.
    Anlattigim bu dosta onur denir.
    Aslinda sanildigindan da genis ve de çok derindir.
    Sanmaki sadece ayakta tutar yüregi,
    aslinda her adimi izleyen ve her ürünü verendir.
    Senin yoldasligin olmadan yürümek çok mu zor?
    Onun acisini gel bir de bana sor.
    Senden hep ayri yürüyen zaten bilmiyor,
    ama pesinden gelenin içinde simdi büyük bir kor.
    Bir gün artik konusmaz oldu dostum benimle.
    Pesinden sürüklemez oldu yeni dünyalara yüce sevgisiyle.
    Götürmez oldu kesvedilesi sevdalara,
    yalniz birakti beni, yalnizligimin öfkesiyle.
    Siginmis bir yürege, bir bedene.
    Kendisini temsilin en yücesine.
    Istemiyor hiçbir sey için yasama dönmeye
    "Temsilcim esirken ben nasil yasarim" diye.
    Yalnizliginda yasayamadim, bir haberini aradim;
    Bütün geçmisi taradim, bütün yollari zorladim.
    Bulamadikça umutsuzluga gömülürken,
    birakmissin bir mesaj, yüregimin boslugunda rastladim.
    "Seninle yürüdük hep sevgiye,
    arayisin sevgisine, sevginin gerçegine.
    Tekrar bulusacagiz seninle; yasatarak ve bütünleserek
    ya da ugrunda ölmesini bilerek" diye

    AYRILIK

    Sılamdan ayrıldım bağrım yaralı
    ........ vardım gönlüm çileli
    Oturup ağladım gözlerim nemli
    Biter’mi bilmem bu koca ayrılık

    .......... yolları taş ile dolu
    Kapandı durdu mektubun yolu
    Nedim teskereyi düşündü durdu
    Bitermi bilmem bu koca ayrılık

    Sözlerle anlatmak olmazki seni
    Bilirim canımsın beklersin beni
    Kaderimiz bu söylerdin hani
    Bitermi bilmem bu koca ayrılık

    Sızlayan yaramda derman olasın
    Sevdiğm sensin bunu bilesin
    Dönersem yuvama sende gülesin
    Bitermi bilmem bu koca ayrılık

    Vatanı beklerim silahım elde
    Uykular haramdır hergün nöbette
    Bir sevgi varsa oda yürekte
    Bitermi bilmem bu koca ayrılık

    Ayrılık dediğimiz geçecek elbet
    Kaderde varsa döneriz kısmet
    Benim sevgimi yüreğine hapset
    Bitecek, bitecek bu koca ayrılık

    AYRILIK

    Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
    Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

    Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
    Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

    Sevda üstüne türküler hayal etmek
    Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

    Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
    Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

    Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
    Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

    Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
    Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

    Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
    Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

    Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane
    Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık

    Eline kalem alıp şairlere özenmek
    Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

    AYRILIK ACISI

    Ayrılığın zehir olur acısı,
    Dinmek bilmez ağrısı ve sancısı.
    Sanki bize alnımızın yazısı
    Bizi çok mu sevdin zalim ayrılık?

    Mutluluğu sen bizlere çok gördün.
    Başımıza binbir türlü dert ördün.
    Hiç bitmedin ömür boyu sen sürdün
    Sana ölüm yok mu zalim ayrılık?

    Anasını kuzusundan ayırdın,
    Yavrusunu öksüz niye bıraktın?
    Benim sevdiğimi sen nerden duydun?
    Kulağın tıkansın senin ayrılık.

    Sevenleri ayırırsın eşinden
    Kaçsam gelir yakalarsın peşimden
    Kimini de ayırırsın işinden
    Evde huzur bırakmazsın ayrılık.

    Sen olmasan dünya güzel olurdu
    Seven sevdiği ile mutlu kalırdı
    Arayan da sevdasını bulurdu
    Bize dünyayı zehir ettin ayrılık.

    Gücüm yetse hemen seni boğarım
    Dünya’yı dar eder uzaydan da kovarım
    Bulamazsam sevenlere sorarım
    Sevenlerin baş belası zalim ayrılık

    Alnını

    alnını
    dağ ateşiyle ısıtan
    yüzünü
    kanla yıkayan dostum
    senin
    uyurken dudağinda gülümseyen bordo gül
    benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
    şimdi dingin gövdende
    uğultuyla büyüyen sessizlik
    birgün benim elimde
    patlamaya sabırsız mavzer olsun
    başını omzuma yasla
    göğsümde taşıyayım seni
    gövdem gövdene can olsun

    söyle bana ey
    ölümün açıklayıcı pervanesi
    hangi yavru tek başına yiğittir
    hangi yangın bir başına söndürülür
    ah herkes susuyor
    hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
    ah herkes mi susuyor
    kalbimi kalbine bağladığım dostum
    ah herkes mi susuyor
    kalbi kalbimize benzeyen dostlar
    bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
    hayatın ateş renkli kelebekleri
    bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
    ah herkes mi susuyor

    bağırsam içimdeki dehşeti
    hırsım deler mi toprağı
    beni
    acısıyla onduran
    dostumu
    aşkla vurduran hayat
    sana
    yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
    dünyanın yeni baharına
    çatlarken kadim güneş
    bağrım delinirken fidanların kanıyla
    anamın doğurgan karnıdır diye
    sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
    dostumun üretken gülüdür diye
    sana bağlandım
    sana sarıldım

    beni umutsuz koma
    tarihle avutma beni
    çünki aşkla sınanmışım sana
    sana yangınla, suyla, ateşle
    ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
    ey yaşarken kanayan acı
    şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
    uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
    yapraksız bir ölümün anısı için
    körpecik kuzuların derisi için
    beni tarihle avutma
    umutsuz koma beni

    akıtsam deliren sevdamı
    köpürürmü hayatı besleyen su
    ey benim
    yedi başlı kartalım
    her başını
    bir dağ başlangıcında koyanım
    senin
    böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
    bizim aşkımızı solduranların korkusu
    çünki elbette bir su
    kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
    ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
    artık ırmak mı ne denir
    işte devrim
    ona benzer bir akışın hızına denir
    yarın ne olur bilirim ben
    bahar gelir, otlar büyür
    ölüm de yapraklanır
    bir dağ bulur uzun uzun bakarım
    bir çam ağacı gölgesi
    güzel kokular veren
    bir damla güneş görünce
    sana da gülümseyeceğim yarin

    şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
    yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

    AMA BEN HALA.....neyse

    Giden ve dönmeyen, bilen ve asla bildiklerinden şaşmayan,
    gözleri yaşlı içi boş gibi görünen
    ama bir o kadar kalbi dolu birisin sen.
    Bildiğim ama bilmediğimi iddia ettiğim sayısız
    sonsuzluk birimlerinden biri olsan da her ne kadar,
    ben seni o bilinmezliğinin içindeki saf benliğinden tanıdım
    yolların sonuna doğru giderken.
    Bildiğim ama söylemediğim şeylerin hepsi seni anlatıyordu içimde.
    Seni bu kadar sevmemin, senden gidemememin,
    yine de karşına çıkmaya bu kadar çekinmemin
    ve sana bu kadar uzak kalmaya çalışmamın sonucunca
    neler gördüğümü bir sorsan,
    bir anlasan içimdeki bu yangını;
    ölüm olurum gecenin en vakitsiz vaktinde…
    Sen içimde karanlıklardan krallık kuran,
    yüreğimin en titrek anlarında içimi dolduran
    ve içimde çığlar düşüren,
    bir o kadar yaralayan ama bir o kadar da yaralarımı sarmaya çalışan,
    ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını asla anlayamayacağım sevgilim,
    bırak beni.
    Ben yalnızlığıma alışmışım ve sana susamışlığım kadar da içine gömüldüğüm
    bu şehrin her karışına adını yazmışım.
    Bırak beni.
    Ben burada öylece sessiz kalmaya çalışırken,
    sen bir yandan acımasız çığlıklar atmaya çalışan,
    bir yandan seven, bir yandan da nefret eden o adam…
    Sessizliğimi sorguladığın her anımda,
    içimde bir şeylerin hep acıdığı, içime düş kırıklarımın battığı,
    yüreğimde o koca vapurların battığı sen.
    Anlamaya çalıştığın her an benim anlamsızlığımda
    boğulmaya çalışmanın da anlamını çıkaramıyorum bir türlü.
    Neden kendini beni anlamak uğruna bu kadar karanlığın içine attığını,
    neden beni anlamak uğruna bu kadar canına kastını,
    neden bu kadar üzüldüğünü ve neden bu kadar yaraladığını anlayamadığım;
    sen…
    Kuru çöl geceleri gibi çatlak olan dudaklarımın sana susadığını bildiğin halde
    bu kadar neden kaçtığını,
    neden bu kadar ısrarla görünmezliğini
    ve bu kadar acemi sevişlerini
    hiç anlayamadığım sen,
    bir o yana bir bu yana savrulurken ellerimi tutmaya çalışan,
    bir yandan da tuttuğunu zannettiğim anda ellerimi bir boşluğa bırakan;
    neden?
    Köpeklerin ısırmaları acıtmıyo ve sevdiğim
    her şey sıcaklığıyla yakıyor Bir yandan da sen üşütüyorsun içimi;
    yalnızlığım kadar gizemli olan adam…
    Nedenini ve anlamsızlığını çözemediğim o mayışmış bakışlım.
    Şifreli konuşmalarının ve şifresiz susuşlarının,
    gözlerimin içine bu kadar buğulu
    ve bir o yandan hiçbir anahtarın açmadığı o soğuk bakışların.
    Ki ne zaman anlamaya çalışsam beni daha da içe çeken,
    daha da onulmaz halde yaralayan ve neden
    bu kadar acı ile doldurduğunu anlamadığım
    kalbimi bu kadar çok karartan ki; fal karanlığında,
    sen;
    neden susuyorsun?
    Sustuklarının ve bildiklerinin arkasına sığındığını
    gördüğümde gözlerime inanamadığım,
    gözlerimi aydınlık bakışların yüzünden açamadığım,
    sözcüklerimi hiçbir tümceye bağlayamadığım sen.
    Uzun tümcelerimin ardından düzeltmelere çalıştığım
    fakat cümlelerin içinden atamadığım o kelime; sen…
    Ne anlatmaya çalıştığımı ve neyi özlediğimi bilmediğim halde özlediğim,
    seni ne kadar özlemem gerektiğini bilmediğim,
    hiçbir ışığın aydınlatmayacağı o karanlık kalbim,
    hepsi şimdi birer muamma kalacak.
    Hiçbir anahtar bu sırrı açamayacak, dudaklarım kilitli,
    gözlerim rüzgara küs kalacak…
    Sormadığım ve sormaya cesaret edemediğim
    o birkaç kelimeden biriydi seni yaralayan ve gidişinin sebebi olan bu tümce.
    Karanlık sulardan geçecek ve bir daha asla geri dönmeyecek bu hisler.
    Günün birinde sana ithaf edilmiş olan bu yazıyı okuduğunda kime yazıldığı,
    kimi anlattığı, kimden hesap sorduğu anlaşılmayacak olan
    bu yazıyı belki bir başkasına yazıldığını zannederek ki,
    büyük zahmet ederek okuyacaksın.
    O zaman gözlerin mi buğulanır,
    yoksa senin de kalbine benim gibi düş kırıklarımı batışır,
    yoksa gözlerin kapanıp yaşlar mı boşalır bilemiyorum ama,
    ben, hala.......neyse.......

    ANDIM

    Konuşmadan söylediğim sözlerim
    ki açıkça anlaşıldılar
    biliyorum, cevaplandım
    uzun bir sessizlik cümlesiyle olsa da anladım

    Aynasız karşılaştığım gözlerim
    nasıl çıplak bir ruhla
    saf sevgiyle bakışıp
    bir ömür boyu yakışıp
    bir türlü yaklaşamadığım
    ikiz gözlerim ki ağladım
    Hiç söndüremediğim közlerim ki özlerim...
    andım!

    AŞKINA MAŞUK

    Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
    Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

    Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
    Aşık kendi bırakır boynuna urganını

    Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
    Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

    Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
    Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

    Anlayacaksın Beni Birgün…

    Anlayacaksın beni birgün…
    Vakit geçte olsa , zaman artık derdimize çarede bulamasa anlayacaksın,
    Hissedeceksin sende benim hissettiklerimi
    İçimin nasıl acıdığını anlayacaksın , yüreğimin yandığını
    Acımın geçmesini beklerken dahada körüklediğini göreceksin,
    O zaman hak vereceksin bana …
    Nasıl dayandığıma , hala seni nasıl sevdiğime,
    Hergün nasıl ümit ettiğime inanacaksın
    Göreceksin bütün gerçekleri…

    Sende benim yaşadıklarımı yaşayacaksın
    Çekemeyeceksin çektiklerimi
    Şaşırıp kalacaksın , acıdan yemek yiyemeyeceksin
    Bir lokma bile oturacak midene su bile içemeyeceksin…
    Hergün ağlayacaksın , benim bittiğim gibi biteceksin sende…

    Ama hiçbirzaman belli etmeyeceksin dayanacakmısın benim dayandıklarıma?
    Sanmam…
    İçin acırken , yüreğin yanarken güleceksin etrafına…
    Herkese mutluyum diyeceksin…
    Sende öğreneceksin sende bileceksin acıyı…

    Benim çektiklerimi çekeceksin…
    Bana çektirdiklerini çekeceksin…
    Hissettiklerimi hissedeceksin, hergün yarım kalan umutlarınla
    bir parçan eksikken dolaşacaksın etrafta ne yaptığını bilmeden,
    Sende seveceksin deli gibi ,
    Sevilmeyeceksin , duygularınla oynayacaklar seninde benim duygularımla oynadığın gibi.
    Ama hiç yılmayacaksın boşa ümit edeceksin hep bekleyeceksin benim seni beklediğim gibi…

    Çekip gitmek istediğin anlar olacak,
    Nefretinin mi sevginin mi daha ağır bastığını düşeceğin anlar,
    Aldanacaksın sende benim sana aldandığım gibi…
    Aldatılacaksın sonunda beni aldattığın gibi…

    İşte o anda neler çektiğimi anlayacaksın…
    Yanında olmayacağım , senin ben bunları hissederken benim yanımda olmadığın gibi…
    Dostun sandıkların dostun çıkmayacak…
    Bana yaptığın gibi bende rezil edeceğim seni herkesin önünde…
    Küçük düşmenin ,duygularının hiçe sayılmasının,
    gözyaşlarının içine akıtılmasının ne demek olduğunu öğreneceksin…
    Daha bir çok şey öğreneceksin yaşadıklarımdan…
    En çokta neyi öğrenmeni isterim bilirmisin?
    Bunlar bir ders alıp insan olmayı öğrenmeni isterim…
    Yanında ben olmam bundan sonra ama hayatının geri kalan kısmı geçmişin gibi boş geçmez…
    Öğreneceksin sevdiğim… hepsinin tek tek öğreneceksin bunların…
    Yavaş yavaş acı çeke çeke öğreneceksin…
    Nefretim sana değil nefretim kendime bunu bilesin…
    sıra sende...

    Anlayamazsın Dostum

    Gölge gibi peşindedir hatıralar,
    Uyurken ağaçların diplerinde,
    Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar,
    Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan,
    Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar....

    Göç ediyor kuşlar,
    Bulutlar hiç eksilmiyor gökyüzünden,
    Acı bir keman sesi şimdi,en derin uykulardan,
    Aykırı dizelerde unutulan aşklar,
    Bir ömür kolay geçmez ey dostum,bu yürek susmaz,
    Gölge gibi peşindedir hatıralar,
    Uyurken ağaçların diplerinde,
    Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar,
    Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan,
    Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar,
    Utanır seni bekleyen yalnız sabahlar,
    Ağlarsa ey dostum,bir anan ağlar,
    Gerisi hayatı yalanlar,
    Sonrasında ne yağmurlar yaşarsın,
    Ne rüzgarlarda gözlerini kapatırsın,
    Düşlerinde yeşillenir bu ovalar,
    Oksitlenir şehrini yutan havalar,
    Sen aşksız yapamazsın,
    Geçer zaman,aşk gülümser sana,
    Öper sevdiğini dudakların,
    Ve çekip birgün sende çekip gidersin ey dostum,
    Sende benim gibi aşk'ı anlayamazsın.....

    ANNE

    Yıllar sonra cocuk evlenmis,
    Çoluk cocuk sahibi olmus.
    Birgun, gecenin bir yarısı
    Saat 3:30 civarları telefonu calmıs.
    Telefondaki ses, yumusak,
    Sevecen tonuyla annesinin sesiymis.
    Cocuk;
    - Ne var Anne, ne istiyorsun,
    Neden bu saatte beni rahatsız ediyorsun?
    Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden,
    Annesini azarlayıcı sözler sarfetmis.
    Annesi, biraz buruk,
    Biraz da aglamaklı bir ses tonu ile;
    - Bundan 25 yıl once böyle bir gece yarısı
    Saat3:30 da,
    Sen beni daha cok rahatsız etmistin.
    V o zaman ben sevincten aglıyordum..
    "DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN, OGLUM "demis.......................

    Aptal Kelimelerden Nefret Ettim!

    Aptal kelimelerden nefret ettim!
    Anlatamadılar beni! ...
    Senden nefret ettim!
    Hiç ama hiç anlamadın beni! ...

    Ölüm ölüm dedim
    Ölümden bıktım!
    Ne ölümle ilgili bişi yaptım
    Ne ölüm benle ilgili bişi yaptı
    Ben sonunda ölümden nefret ettim!

    Hayata küsüm dedim;
    Beni gerçekten öldürmek istedi!
    Aman ölmeyeyim dedim;
    Ama en sonunda neden öyle dedim,anlamadım!
    Ben hepsinden nefret ettim!

    Ne yaşamak, ne ölmek!
    Hiç biri umurumda değil! ! !
    Kendimden nefret ettim!
    Sen de benden et Ey Sewgili! ...

    Her şeyden, en çok benden nefret et! ...
    Sen yaşarken bensiz;
    Senden nefret edeceğim ben çünkü!
    Her şeyden çok beni düşün! ...
    Nefretimle olsa bile....
    En çok benle yansın için!
    Kahrolası bu dünyada!
    Kahrolası bir seni sewdim! ! !

    Alıştım

    Duyarsan ağlama canım sevgilim
    Ben her gün ölüp dirilmeye alıştım
    Bazen şehirlerde bazen köylerde
    Bir yırtık resminle aramaya alıştım
    Dediler aşk için yakma kendini
    Bilmezler içimdeki sevgimi
    Sana bağlamışım ben gençliğimi
    Derbeder etsende sürünmeye alıştım
    Karanlık gecelerin sessizliğinde
    Geçiyorum kendimden can kalmaz bende
    Bazen vadilerde bazen çöllerde
    İsmini haykırıp ağlamaya alıştım
    Bir garip aşığım sevdim gönülden
    Felek yar etmedi seni aldı elimden
    Derdim yetmez gibi elin dilinden
    Her gün bin bir türlü söyleyene alıştım
    Gücüm yetmez dağ başında kalırsam
    Ferhat gibi kayaları delersem
    Kerem olur aşklarla yanarsam
    Bağrımı dağlayan kora alıştım