mustafa's profileBAĞLANMAK MI NE KELİME.....PhotosBlogListsMore Tools Help

BAĞLANMAK MI NE KELİME... ÖLDÜM SANA İNANMADIN...

Bekliyorum Seni, Döneceğinden Değil Sana Verdiğim Sözlerden

mustafa turğut

Occupation
Location
Interests
Bir Gidişin Ardından, Sensizliği Titrek Bir Elden, Beyaz Bir Sayfaya Dökecek Kadar, Yetenekli Değilim Ben... Mutlu Bir Şeyler Söylemeye Kurumuş Dudaklarım Öksüz Bırakılmış Onca Umut Ayrılığın Ardından... Varlığın Bir Agacı Acıttı İsmini Kazıdığımda.. Birde Beni Acıtıyor Şimdi Şiirler Yazarken Gidişine...
OYSA  
Photo 1 of 10
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ayla aylawrote:
Zalim,zalim,zalimsin be İstanbul!
Çok gördün bana mutluluğu,
Çok gördün bana yaşamayı,
Nefes almayı çok gördün,Gülüp eğlenmeyi çok gördün bana.
Sende tattım acıyı,
Sende tattım iki yüzlü,kalleş insanları.
Özü sözü bir olmayan insan görünümlü yaratıkları sende gördüm,bildim ben.
Mutlu olduğum o küçücük anları çok gördün bana.
Arkasından verdiğin acılar yedi bitirdi mutluluklarımı,
Açamayacağım kilitli sandıklara sürdün sevinçlerimi
En küçük şeylerden mutlu olmak istemez miydim
Gülmedim,belki mutlu olamadım ama.
Kimsenin haberi olmadı.
Göstermedim onlara gözyaşlarımı.
Zevkle izlemelerini istemedim tükenişlerimi.
Onlarında bir darbe vurmalarından korktum belkide kim bilir?
Bir sen biliyordun İstanbul!
Bir sen görüyordun günden güne eridiğimi.
Ama tutmadın ellerimden.
……..
Çek istemiyorum ellerini.!Uzatma o ince dallarını.
Kırılır korkuyorum.
Şimdi ölüyorum.Sessizce gidiyorum.Mutlu olacağım o yere!
Sabırsızlıkla bekliyorum.Mutluluk nedir bilmek istiyorum.
İşte ölüyorum!İşte gidiyorum!!!
June 1

asalet asaletinyeter  

 
   
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin

ASALET BEYAZ GÜLÜM

 

3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir

o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
Başlığı ve mesaj alanını düzenlemeden önce özelleştirme değişikliklerinizi kaydetmek için Kaydet'i tıklatın.

ASALET BEYAZ GÜLÜM

May 31
berk gencwrote:
space güzel olmus emeğine sağlık;););) basarılarının devamını dilerim
July 3
Picture of Anonymous
melek wrote:
 
Goto Sohbet_edelim chat group http://dragon-57.spaces.live.com  www.xat.com/sohbet_edelim Hoş Sohbetler  
dragon Group
June 4
MERHABA UMARIM BU CHAT SAYFASINI BEYENİRSİNİZ
 
Get DenizLi_Sohbet chat group | Goto DenizLi_Sohbet website
 
Get SuperAlem chat group | Goto SuperAlem website

http://xat.com/denizli_sohbet   http://xat.com/superalem
May 27
May 27
 

 

  

 

 

Sevgili spaces.live dostlarım,
19 Mayis Ataturk' u Anma, Genclik
ve Spor Bayramimiz
kutlu olsun.
 
Bugun ile ilgili hazirladigim video klip, Turkiye' nin
guclu video klip sitesi TrTube' da site
ekibince beğenilerek
ana sayfada yayinlanmistir.
 
Kurtulus Mucadelemizi gelecek nesillere aktarma cabamiza
destek verdikleri icin TrTube
Ekibine sonsuz tesekkurler.
 
19 Mayıs 1919 - 19 Mayıs 2008
Türk' ün Kurtuluş Mücadelisinin başlamasının 89. yılı anısına

Hazırlayan: ASİİ GÜL 

May 18
merhaba bence spacesin gayet gzl ama onu bozan bu kırmızı rengi  koyu bir galatasaray taraftarısın heralde  ama dedigim gibi bence degiştirmlisin tabi bu bir öneri yinede gzl ellerine yüregine saglık başarılar  dilemKırmızı kalpGöz kırpma
May 5
tsk ederim ziyaretin icin o güzel yazilarin icinde tsk ederim ellerine saglik spacesin cok güzel olmus ellerine emmegine yüregine saglik basarilarin devamini diliyorum arkadasim
Apr. 24
<object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/39XaLN66meI&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/39XaLN66meI&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>
                       ENGİN SPACE 1
Apr. 15
Aşk Budur İşte Gayrisi Boşş!!!,
 
Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun *
*başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine
**samimidir
ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi **olanlar
akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi **ciddi
sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler. *
*Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın *
*hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi
gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler.
*
*Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi
cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı
sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı *
*Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp "Ey
Allah'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu
o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç
tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama
Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin
yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der. *
*Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de
"özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne
kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve
pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu
teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler
düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar. *
*Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir
ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç
altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o
kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır. *
*Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak
sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. *
*Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer. *
*Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.
Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder. *
*Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut
elinden evine götür."Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana
açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de
sığınacak evim var." *
*Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. *
*Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen
sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira
Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır.
Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular. *
*Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr
ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize
anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. *
*Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey
Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım"
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "Allahın Resulü en
iyisini bilir" cevabını verir. *
*Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de
cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!" Süheyb
derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret
ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!" *
*Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde
bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve
sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da
ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. *
*Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır.
İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar. *
*Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "Sabredenlerden Hifa!"...*

*gayrısına aşk demeye utanıyor insan...ENGİN SPACE  1
Apr. 10
€vperisiwrote:

An Gelir İnsan Gülerken Ağlarmış

Gözyaşları  Sel Olup Kalbine Akarmış....

Kahkaha Bir Maske Derler Bilir Misin?

İnsan Sevdiğini Kaybedince Bu Maskeyi Takarmış…

Mar. 31
GÜZEL BİR SPACEE..GÖNLÜNE SAĞLIK...
Mar. 28
bestewrote:
 

 

Dec. 22
bestewrote:
slm alanin cok güzel olmus. ellerine saglık. basarilarinin devaminida dilerim. byee
 
<embed wmode="transparent" src="http://www.xatech.com/web_gear/chat/chat.swf" quality="high" width="0" height="0" name="chat" FlashVars="id=19862824" align="middle" allowScriptAccess="sameDomain" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://xat.com/update_flash.shtml" /><br><small><a target="_BLANK" href="http://xat.com/web_gear/?cb"></a> <a target="_BLANK" href="http://xat.com/web_gear/chat/go_large.php?id=19862824"></a></small><br>
<img style="visibility:hidden;width:0px;height:0px;" border=0 width=0 height=0 src="http://counters.gigya.com/wildfire/CIMP/Jmx*PTExOTgzMTAwODA2MDkmcHQ9MTE5ODMxMDA4NTEwOSZwPTUzMTUxJmQ9Jm49.jpg" />

<embed wmode="transparent" src="http://www.xatech.com/web_gear/chat/chat.swf" quality="high" width="0" height="0" name="chat" FlashVars="id=20031371" align="middle" allowScriptAccess="sameDomain" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://xat.com/update_flash.shtml" /><br><small><a target="_BLANK" href="http://xat.com/web_gear/?cb"></a> <a target="_BLANK" href="http://xat.com/web_gear/chat/go_large.php?id=20031371"></a></small><br>
<img style="visibility:hidden;width:0px;height:0px;" border=0 width=0 height=0 src="http://counters.gigya.com/wildfire/CIMP/Jmx*PTExOTgzMTAxODAwNDYmcHQ9MTE5ODMxMDE4NDIwMyZwPTUzMTUxJmQ9Jm49.jpg" />
Dec. 22
Tebrik ederim çok başarılı bir alan olmuş..
Nov. 10
keşwrote:
bende mardinliyim güsel olmuş spacen tbr
July 9
fatma taylanwrote:
slmlar,
guzel 1space olmus,emeginize saglık..
ii çalısmalar..
June 25
yeşimwrote:
mrb yorumun için tekrar tşkler sende alanında ufak değşikler yapmışsın çok hoş olmuş. şimdilik hoşçakal....
June 23
yeşimwrote:
alanımı beğendiğine sevindim yorumun için çok tşkederim hoşçakal....
June 8
yeşimwrote:
mrb alanınız çok hoş olmuş emeğinize sağlık herşey çgönlünüzce olsun hoşçakalın...
June 7
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
No list items have been added yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Xbox Live GamerCard

An error occurred loading this module.

No list items have been added yet.

Xbox Live Recent Games

An error occurred loading this module.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.
No list items have been added yet.

Windows Media Player

No list items have been added yet.
by 
June, 2008

BiLiYORDUM

Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor:
Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...
Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmistik.
Karım , her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotografını çerçeveler,
"Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri" derdi..
Öldügünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'in bir gecesinde onu aldattım.
Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar
sadık kalacagımı söylerdim.
Ölmeden iki hafta önce yine aynı seyi tekrarladım.
Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece "Biliyorum" dedi.
Izmir'e kar yagdıgı gün, yani bir ay önce, evdeydim.
Fotograflarımıza bakıyordum yine...
Her çerçevenin altında bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim.
A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemisti.
Ama sanırım "Arkasına bak" yazmaya filan niyetlenmisti.
Hemen çerçevelerin arkasına baktım.
Hiçbir sey yoktu.
Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
Inanabiliyormusunuz, herbirinin arkasından bir mektup çıktı!
Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıstı.
1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı.
Ve içinden su sözler çıktı:
"14 Mart1997/Gözlerin bana baska birine dokunmus gibi baktı /Söylemene gerek yok, biliyorum...
" 2002'deyiz.
Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.
içim acıyor simdi.
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor..
Sadece paylasmak istedim. seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et.
Çünkü;
Ask sessiz, sevgi dilsizdir.
Gerçektende hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile...
Kilometrelerce uzagında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlıgıda yokluguda
hissedilebiliyor...
June, 2008

ANLADIM

Sevdim seni sevmiyorsun
ka kıymet vermiyorsun
Vefa nedir bilmiyorsun
Cennet olsam cehennemsin
nahtan gayrı nemsin
Maksat ayrı yürek ayrı
 
A bitsin
A değilsin
A gönlün sevinsin
Olamayız senle gayrı
Yolumuz
ezelden ayrı
A
yarim değilsin
 
lün olsam soldurursun
Kulun olsam öldürürsün
Yarin olsam kandırırsın
Başım öne eğdirirsin
Beni ele güldürürsün
Yol tek olsa hedef ayrı
 
A bitsin
A değilsin
A gönlün sevinsin
Olamayız senle gayrı
Yolumuz
ezelden ayrı
A
yarim değilsin
 
ONUR ŞAN

Doğru Yerden Başlayamadık Biz...

Beraber yürüyebileceğimiz yolun başlangıç noktasını bulamadık.
Ortasından daldık yola, bir anlık bir mutluluk,
Bütün bir yaşama yetebilecek bir umut yaşadık...
Ama hayat tek bir hamleyle bizi yolun farklı taraflarına atıverdi işte.
Sona ulaşamadan; ellerimiz bomboş,
Dudaklarımızda çocukca bir gülümseme kalakaldık yolun kenarındaki çorak topraklarda.
Oysa birbirimize yağmur olabilirdik biliyorum.
Çok şey olabilirdik birbirimize; daha az yıkılmış olsaydık,
Yolun başını bulabilmiş olsaydık...
Şimdi yanımda olsaydın;
Dudaklarınla silerdin gözlerimdeki yıldızları,
Ellerinle ay olurdun geceme biliyorum...
Ellerimiz bir daha asLa birleşmeyecek, buluşamayacak bir daha gözlerimiz,
Aynı buruk gülümseyişle aralanamayacak dudaklarımız.
Belki de seni tekrar gördüğumde gözlerinde bana ait hiç bir iz kalmamış olacak.
Parmakların tenimin tadını unutmuş ve ben de iyice içime gömmüş olacağım dokunuşunun sihrini…
Ayrı taraflarında olacağız yolun,
Dokunmak bizim gücümüzün dışında bir düş olacak.
Engeller olacak aramızda; insanlardan,
Verilmiş sözlerden, anıların hoyratlığından oluşan engeller.
Onları aşmak ya da aşmayı denemek bile acının adı olacak.
Biliyorum; birlikte pek çok şeyi aşabilirdik biz.
Her şeye yeni bir yüz giydirip, sesleri müzikle bezeyebilirdik.
Çünkü aramızda başka benlikler,
Kırık dökük başka aşklar olduğu halde dokunabilmiştik birbirimizin özüne yine de...
Bir gün geriye dönüp baktığımda tutunacak tek bir dal,
Dayanıp güç alabileceğim hiç bir anı göremesem de ellerinin sıcaklığı hala geziniyor olacak saçlarımda.
Bir tek işte o dokunuşun büyüsü kaybolmayacak asla...
Biliyorum
June, 2008

Aglıyor Aglıyorsun

Seni yağmamamıslar kuytularda
Korkuların nefes nefese
Yüreginden bıcaklanan sevdalara
Pişmanmısın kendine
Pişmanmısın kendine
Seni yaglamamıslar kuytularda
Korkuların nefes nefese
Yüreginden bıcaklanan sevdalara
Hep yanlıs sevdalara çiceklenmis
Koruyup savrulmusun
Özlemin cıldırıyor anılara
Gecelere sıgmıyorsun
Aglıyor aglıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
Yorgunsun biliyorum
Oysa bir tek sözcük yeterdi anlatmaya
Saclarım ellerini özlüyor
Cıglar yuvarlanıyor ömrümün ucurumlarında
Seni anlıyorum
O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar
Hangi yasak umudun ihanetidir
Birer birer koparmıslar cicekleri ağlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
Su yoksul duvarların dili olsada
Anlatsa neler cektigini
Buz gibi yastıklara sarılıpta sabahı zor etdigini
Sabahı zor etdigini
Hep yanlıs sevdalara çiceklenmis
Koruyup savrulmusun
Hasretin cıldırıyor gecelere
Anılara sığmıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun
Yaprak dökenlestiğin satırlar arasında
Altı kırmızı ile çizilmiş
Ve tırnak içine alınmıs
Suskunlugun basharflerisin
Sehirler uyurken
Boğazına sarılırken öfkeler
Bu gizli gülmeler
Bu sessiz aglamaların nedir anlamı
Sen hangi mevsimin yağmurusun
Ağlıyorsun Ağlıyor ağlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsun
Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun..

Fatih Kısaparmak
May, 2008

AŞKTA KIYAMETTE ARAF'TA

Önümde dikenlerle örülü yollar var.
Her attığım adımda,kan revan içinde sözcükler.
Kimin kalbine baksam böyle derinden,
Gözlerimde yosun kokulu gelgitler...
Büyümek dedikleri bu olmalı,
Ruhumdaki şeffaf örtü yok artık.
Ben çocukluğumun üstüne,
Seni giyindim çünkü.
Yetmedin örtmeye,gizlemeye sivri yaralarımı.
Ondandır törpüleyip durmam,kendi yalnızlığımı.
Biliyorum;
Beni ruhlar yaratıldığından beri seviyorsun,
Çünkü yarısı sende ruhumun biliyorsun.
Yarınların battıkça şahdamarıma,
baştan ayağa aşk oluyorsun.
Sen böyle hasret hasret kokarken gönlümde,
Ömrüme düşen çığı görmüyorsun.
Baktığın her yer benim cennetimken;
Sen dönüp arkanı,kıyameti seçiyorsun...
En büyük acı Araf'takilerin derler ya,
Sen Araf'ın ta kendisisin

AŞKIM YADİGAR KALACAK SANA

Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben.
Kimi işaret ettiyse ona yöneldim.
Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor.
Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan,
İşte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben.
Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili,
Dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi,
Küçük dokunuşları sana sakladım.

Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama,
Bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin.
Ve bir gün çıktın karşıma.
İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti.
Çocuk oldum yeniden.
Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım.
Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım.
Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum.
O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.

Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı.
Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini.
Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir?
Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?
Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni.
Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak.
Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa.
Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım.
Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde.
Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın.
Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.

Gidersen...
Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün.
Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni.
Ama merak etme ayakta kalırım ben.
Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi.
Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım.
Aşkım da benden yadigar kalır sana...

AŞKLAR SADECE

Aşklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, onu
yasatmak için çaba göstermeyi de ögretirler.
Aşkı sıradan seylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
Gerçek sevgi, kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden sevmektir.

Engellere, üzerinden asılacak fırsatlar olarak bakarsak
Sadece çözüm bulmakla kalmayız
Kendimizin "genel sorun çözme" yeteneklerini de artırırız.
Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
Sevgi eski yaraları açmak değildir; onları kapatmaktır.
Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.

Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
Çok narindir, kolayca kırılır, ama inanılmaz derecede esnektir.
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Onun yaşaması bizim dürüstlügümüze bağlıdır.
Yaşam sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman bir serüvendir.
Korku yaşamın sınirlandırılması,
Sevgi yaşamın özgürlüğe kavusturulmasıdır.

Derdin ne kadar oturmus, durumun ne kadar umutsuz,
Yanlışın ne kadar büyük oldugu hiç fark etmez.
Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir.

Olgun insan pek çok yol, pek çok çözüm
Ve pek çok sonuç olduğunu bilir.
Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez.
Ama kim oldugumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki
önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir.
Ne kadar akıllı yada duyarlı olursa olsun herkesin yanlışlık
yaptığını ve her halde de yapmaya devam edecegini görüp bilmek
rahatlatıcı bir seydir. O halde neden kusurlarınızı
kabul edip rahatınıza bakmıyorsunuz?

Kendilerine inananlar ve yaşadıkları
Ana güvenenler yaşamı en keyifli bulanlardır.
Bunlar geçmisin pişmanlıkları değil,
Anıları depolayacak bir yer olduğunu;
Geleceğin korku değil umutla dolu olması gerektiğini ögrenmişlerdir.
Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır.

Sevmekle geçen bir yasam; asla sıkıcı olmayacaktır.
"SENİ SEVİYORUM" demekten asla bıkmayın ve sakınmayın.
Sadece kalp için hasat zamanı yoktur.
Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir.

AŞKLARA PERDE ÇEKTİM

Bir dostum var ki benim,
gerçegi arayan yolda öncüsüdür yüregimin.
Yürütüyor yasamın sırlarına dogru inançla,
sahibidir bütün güzel sözlerin.
Vazgeçemem baska hiçbir dost için senden,
dostun gelip geçicisinden, fânisinden.
Ki her arayista gözümdesin,
moralimde, direncimde,
Acımda da olsan da en çok sevincimdesin.
Yeni bir adim, sensiz;
Benzer, yasamak gibi nefessiz,
veya asik olmak sevgisiz,
direnmektir iradesiz.
En son görünürsün göze,
adin çok az geçer, girilince söze.
Hiçbir seyi degistirmez ama ne söz ne de göz,
yüregimizdesin ya hersey zaten senin elinde.
Hangi yapita baksam senden bir parça.
Farketmez binyilin basinda ya da sonunda.
Insan hep ayni insandi aslinda,
degisen görüntüler oldu sen gizlendin hepsinin arkasinda.
Anlattigim bu dosta onur denir.
Aslinda sanildigindan da genis ve de çok derindir.
Sanmaki sadece ayakta tutar yüregi,
aslinda her adimi izleyen ve her ürünü verendir.
Senin yoldasligin olmadan yürümek çok mu zor?
Onun acisini gel bir de bana sor.
Senden hep ayri yürüyen zaten bilmiyor,
ama pesinden gelenin içinde simdi büyük bir kor.
Bir gün artik konusmaz oldu dostum benimle.
Pesinden sürüklemez oldu yeni dünyalara yüce sevgisiyle.
Götürmez oldu kesvedilesi sevdalara,
yalniz birakti beni, yalnizligimin öfkesiyle.
Siginmis bir yürege, bir bedene.
Kendisini temsilin en yücesine.
Istemiyor hiçbir sey için yasama dönmeye
"Temsilcim esirken ben nasil yasarim" diye.
Yalnizliginda yasayamadim, bir haberini aradim;
Bütün geçmisi taradim, bütün yollari zorladim.
Bulamadikça umutsuzluga gömülürken,
birakmissin bir mesaj, yüregimin boslugunda rastladim.
"Seninle yürüdük hep sevgiye,
arayisin sevgisine, sevginin gerçegine.
Tekrar bulusacagiz seninle; yasatarak ve bütünleserek
ya da ugrunda ölmesini bilerek" diye

AYRILIK

Sılamdan ayrıldım bağrım yaralı
........ vardım gönlüm çileli
Oturup ağladım gözlerim nemli
Biter’mi bilmem bu koca ayrılık

.......... yolları taş ile dolu
Kapandı durdu mektubun yolu
Nedim teskereyi düşündü durdu
Bitermi bilmem bu koca ayrılık

Sözlerle anlatmak olmazki seni
Bilirim canımsın beklersin beni
Kaderimiz bu söylerdin hani
Bitermi bilmem bu koca ayrılık

Sızlayan yaramda derman olasın
Sevdiğm sensin bunu bilesin
Dönersem yuvama sende gülesin
Bitermi bilmem bu koca ayrılık

Vatanı beklerim silahım elde
Uykular haramdır hergün nöbette
Bir sevgi varsa oda yürekte
Bitermi bilmem bu koca ayrılık

Ayrılık dediğimiz geçecek elbet
Kaderde varsa döneriz kısmet
Benim sevgimi yüreğine hapset
Bitecek, bitecek bu koca ayrılık

AYRILIK

Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

Sevda üstüne türküler hayal etmek
Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane
Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık

Eline kalem alıp şairlere özenmek
Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

AYRILIK ACISI

Ayrılığın zehir olur acısı,
Dinmek bilmez ağrısı ve sancısı.
Sanki bize alnımızın yazısı
Bizi çok mu sevdin zalim ayrılık?

Mutluluğu sen bizlere çok gördün.
Başımıza binbir türlü dert ördün.
Hiç bitmedin ömür boyu sen sürdün
Sana ölüm yok mu zalim ayrılık?

Anasını kuzusundan ayırdın,
Yavrusunu öksüz niye bıraktın?
Benim sevdiğimi sen nerden duydun?
Kulağın tıkansın senin ayrılık.

Sevenleri ayırırsın eşinden
Kaçsam gelir yakalarsın peşimden
Kimini de ayırırsın işinden
Evde huzur bırakmazsın ayrılık.

Sen olmasan dünya güzel olurdu
Seven sevdiği ile mutlu kalırdı
Arayan da sevdasını bulurdu
Bize dünyayı zehir ettin ayrılık.

Gücüm yetse hemen seni boğarım
Dünya’yı dar eder uzaydan da kovarım
Bulamazsam sevenlere sorarım
Sevenlerin baş belası zalim ayrılık

Alnını

alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağinda gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladığım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürürmü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir
yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarin

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

AMA BEN HALA.....neyse

Giden ve dönmeyen, bilen ve asla bildiklerinden şaşmayan,
gözleri yaşlı içi boş gibi görünen
ama bir o kadar kalbi dolu birisin sen.
Bildiğim ama bilmediğimi iddia ettiğim sayısız
sonsuzluk birimlerinden biri olsan da her ne kadar,
ben seni o bilinmezliğinin içindeki saf benliğinden tanıdım
yolların sonuna doğru giderken.
Bildiğim ama söylemediğim şeylerin hepsi seni anlatıyordu içimde.
Seni bu kadar sevmemin, senden gidemememin,
yine de karşına çıkmaya bu kadar çekinmemin
ve sana bu kadar uzak kalmaya çalışmamın sonucunca
neler gördüğümü bir sorsan,
bir anlasan içimdeki bu yangını;
ölüm olurum gecenin en vakitsiz vaktinde…
Sen içimde karanlıklardan krallık kuran,
yüreğimin en titrek anlarında içimi dolduran
ve içimde çığlar düşüren,
bir o kadar yaralayan ama bir o kadar da yaralarımı sarmaya çalışan,
ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını asla anlayamayacağım sevgilim,
bırak beni.
Ben yalnızlığıma alışmışım ve sana susamışlığım kadar da içine gömüldüğüm
bu şehrin her karışına adını yazmışım.
Bırak beni.
Ben burada öylece sessiz kalmaya çalışırken,
sen bir yandan acımasız çığlıklar atmaya çalışan,
bir yandan seven, bir yandan da nefret eden o adam…
Sessizliğimi sorguladığın her anımda,
içimde bir şeylerin hep acıdığı, içime düş kırıklarımın battığı,
yüreğimde o koca vapurların battığı sen.
Anlamaya çalıştığın her an benim anlamsızlığımda
boğulmaya çalışmanın da anlamını çıkaramıyorum bir türlü.
Neden kendini beni anlamak uğruna bu kadar karanlığın içine attığını,
neden beni anlamak uğruna bu kadar canına kastını,
neden bu kadar üzüldüğünü ve neden bu kadar yaraladığını anlayamadığım;
sen…
Kuru çöl geceleri gibi çatlak olan dudaklarımın sana susadığını bildiğin halde
bu kadar neden kaçtığını,
neden bu kadar ısrarla görünmezliğini
ve bu kadar acemi sevişlerini
hiç anlayamadığım sen,
bir o yana bir bu yana savrulurken ellerimi tutmaya çalışan,
bir yandan da tuttuğunu zannettiğim anda ellerimi bir boşluğa bırakan;
neden?
Köpeklerin ısırmaları acıtmıyo ve sevdiğim
her şey sıcaklığıyla yakıyor Bir yandan da sen üşütüyorsun içimi;
yalnızlığım kadar gizemli olan adam…
Nedenini ve anlamsızlığını çözemediğim o mayışmış bakışlım.
Şifreli konuşmalarının ve şifresiz susuşlarının,
gözlerimin içine bu kadar buğulu
ve bir o yandan hiçbir anahtarın açmadığı o soğuk bakışların.
Ki ne zaman anlamaya çalışsam beni daha da içe çeken,
daha da onulmaz halde yaralayan ve neden
bu kadar acı ile doldurduğunu anlamadığım
kalbimi bu kadar çok karartan ki; fal karanlığında,
sen;
neden susuyorsun?
Sustuklarının ve bildiklerinin arkasına sığındığını
gördüğümde gözlerime inanamadığım,
gözlerimi aydınlık bakışların yüzünden açamadığım,
sözcüklerimi hiçbir tümceye bağlayamadığım sen.
Uzun tümcelerimin ardından düzeltmelere çalıştığım
fakat cümlelerin içinden atamadığım o kelime; sen…
Ne anlatmaya çalıştığımı ve neyi özlediğimi bilmediğim halde özlediğim,
seni ne kadar özlemem gerektiğini bilmediğim,
hiçbir ışığın aydınlatmayacağı o karanlık kalbim,
hepsi şimdi birer muamma kalacak.
Hiçbir anahtar bu sırrı açamayacak, dudaklarım kilitli,
gözlerim rüzgara küs kalacak…
Sormadığım ve sormaya cesaret edemediğim
o birkaç kelimeden biriydi seni yaralayan ve gidişinin sebebi olan bu tümce.
Karanlık sulardan geçecek ve bir daha asla geri dönmeyecek bu hisler.
Günün birinde sana ithaf edilmiş olan bu yazıyı okuduğunda kime yazıldığı,
kimi anlattığı, kimden hesap sorduğu anlaşılmayacak olan
bu yazıyı belki bir başkasına yazıldığını zannederek ki,
büyük zahmet ederek okuyacaksın.
O zaman gözlerin mi buğulanır,
yoksa senin de kalbine benim gibi düş kırıklarımı batışır,
yoksa gözlerin kapanıp yaşlar mı boşalır bilemiyorum ama,
ben, hala.......neyse.......

ANDIM

Konuşmadan söylediğim sözlerim
ki açıkça anlaşıldılar
biliyorum, cevaplandım
uzun bir sessizlik cümlesiyle olsa da anladım

Aynasız karşılaştığım gözlerim
nasıl çıplak bir ruhla
saf sevgiyle bakışıp
bir ömür boyu yakışıp
bir türlü yaklaşamadığım
ikiz gözlerim ki ağladım
Hiç söndüremediğim közlerim ki özlerim...
andım!

AŞKINA MAŞUK

Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
Aşık kendi bırakır boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

Anlayacaksın Beni Birgün…

Anlayacaksın beni birgün…
Vakit geçte olsa , zaman artık derdimize çarede bulamasa anlayacaksın,
Hissedeceksin sende benim hissettiklerimi
İçimin nasıl acıdığını anlayacaksın , yüreğimin yandığını
Acımın geçmesini beklerken dahada körüklediğini göreceksin,
O zaman hak vereceksin bana …
Nasıl dayandığıma , hala seni nasıl sevdiğime,
Hergün nasıl ümit ettiğime inanacaksın
Göreceksin bütün gerçekleri…

Sende benim yaşadıklarımı yaşayacaksın
Çekemeyeceksin çektiklerimi
Şaşırıp kalacaksın , acıdan yemek yiyemeyeceksin
Bir lokma bile oturacak midene su bile içemeyeceksin…
Hergün ağlayacaksın , benim bittiğim gibi biteceksin sende…

Ama hiçbirzaman belli etmeyeceksin dayanacakmısın benim dayandıklarıma?
Sanmam…
İçin acırken , yüreğin yanarken güleceksin etrafına…
Herkese mutluyum diyeceksin…
Sende öğreneceksin sende bileceksin acıyı…

Benim çektiklerimi çekeceksin…
Bana çektirdiklerini çekeceksin…
Hissettiklerimi hissedeceksin, hergün yarım kalan umutlarınla
bir parçan eksikken dolaşacaksın etrafta ne yaptığını bilmeden,
Sende seveceksin deli gibi ,
Sevilmeyeceksin , duygularınla oynayacaklar seninde benim duygularımla oynadığın gibi.
Ama hiç yılmayacaksın boşa ümit edeceksin hep bekleyeceksin benim seni beklediğim gibi…

Çekip gitmek istediğin anlar olacak,
Nefretinin mi sevginin mi daha ağır bastığını düşeceğin anlar,
Aldanacaksın sende benim sana aldandığım gibi…
Aldatılacaksın sonunda beni aldattığın gibi…

İşte o anda neler çektiğimi anlayacaksın…
Yanında olmayacağım , senin ben bunları hissederken benim yanımda olmadığın gibi…
Dostun sandıkların dostun çıkmayacak…
Bana yaptığın gibi bende rezil edeceğim seni herkesin önünde…
Küçük düşmenin ,duygularının hiçe sayılmasının,
gözyaşlarının içine akıtılmasının ne demek olduğunu öğreneceksin…
Daha bir çok şey öğreneceksin yaşadıklarımdan…
En çokta neyi öğrenmeni isterim bilirmisin?
Bunlar bir ders alıp insan olmayı öğrenmeni isterim…
Yanında ben olmam bundan sonra ama hayatının geri kalan kısmı geçmişin gibi boş geçmez…
Öğreneceksin sevdiğim… hepsinin tek tek öğreneceksin bunların…
Yavaş yavaş acı çeke çeke öğreneceksin…
Nefretim sana değil nefretim kendime bunu bilesin…
sıra sende...

Anlayamazsın Dostum

Gölge gibi peşindedir hatıralar,
Uyurken ağaçların diplerinde,
Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar,
Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan,
Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar....

Göç ediyor kuşlar,
Bulutlar hiç eksilmiyor gökyüzünden,
Acı bir keman sesi şimdi,en derin uykulardan,
Aykırı dizelerde unutulan aşklar,
Bir ömür kolay geçmez ey dostum,bu yürek susmaz,
Gölge gibi peşindedir hatıralar,
Uyurken ağaçların diplerinde,
Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar,
Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan,
Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar,
Utanır seni bekleyen yalnız sabahlar,
Ağlarsa ey dostum,bir anan ağlar,
Gerisi hayatı yalanlar,
Sonrasında ne yağmurlar yaşarsın,
Ne rüzgarlarda gözlerini kapatırsın,
Düşlerinde yeşillenir bu ovalar,
Oksitlenir şehrini yutan havalar,
Sen aşksız yapamazsın,
Geçer zaman,aşk gülümser sana,
Öper sevdiğini dudakların,
Ve çekip birgün sende çekip gidersin ey dostum,
Sende benim gibi aşk'ı anlayamazsın.....

ANNE

Yıllar sonra cocuk evlenmis,
Çoluk cocuk sahibi olmus.
Birgun, gecenin bir yarısı
Saat 3:30 civarları telefonu calmıs.
Telefondaki ses, yumusak,
Sevecen tonuyla annesinin sesiymis.
Cocuk;
- Ne var Anne, ne istiyorsun,
Neden bu saatte beni rahatsız ediyorsun?
Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden,
Annesini azarlayıcı sözler sarfetmis.
Annesi, biraz buruk,
Biraz da aglamaklı bir ses tonu ile;
- Bundan 25 yıl once böyle bir gece yarısı
Saat3:30 da,
Sen beni daha cok rahatsız etmistin.
V o zaman ben sevincten aglıyordum..
"DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN, OGLUM "demis.......................

Aptal Kelimelerden Nefret Ettim!

Aptal kelimelerden nefret ettim!
Anlatamadılar beni! ...
Senden nefret ettim!
Hiç ama hiç anlamadın beni! ...

Ölüm ölüm dedim
Ölümden bıktım!
Ne ölümle ilgili bişi yaptım
Ne ölüm benle ilgili bişi yaptı
Ben sonunda ölümden nefret ettim!

Hayata küsüm dedim;
Beni gerçekten öldürmek istedi!
Aman ölmeyeyim dedim;
Ama en sonunda neden öyle dedim,anlamadım!
Ben hepsinden nefret ettim!

Ne yaşamak, ne ölmek!
Hiç biri umurumda değil! ! !
Kendimden nefret ettim!
Sen de benden et Ey Sewgili! ...

Her şeyden, en çok benden nefret et! ...
Sen yaşarken bensiz;
Senden nefret edeceğim ben çünkü!
Her şeyden çok beni düşün! ...
Nefretimle olsa bile....
En çok benle yansın için!
Kahrolası bu dünyada!
Kahrolası bir seni sewdim! ! !

Alıştım

Duyarsan ağlama canım sevgilim
Ben her gün ölüp dirilmeye alıştım
Bazen şehirlerde bazen köylerde
Bir yırtık resminle aramaya alıştım
Dediler aşk için yakma kendini
Bilmezler içimdeki sevgimi
Sana bağlamışım ben gençliğimi
Derbeder etsende sürünmeye alıştım
Karanlık gecelerin sessizliğinde
Geçiyorum kendimden can kalmaz bende
Bazen vadilerde bazen çöllerde
İsmini haykırıp ağlamaya alıştım
Bir garip aşığım sevdim gönülden
Felek yar etmedi seni aldı elimden
Derdim yetmez gibi elin dilinden
Her gün bin bir türlü söyleyene alıştım
Gücüm yetmez dağ başında kalırsam
Ferhat gibi kayaları delersem
Kerem olur aşklarla yanarsam
Bağrımı dağlayan kora alıştım

Anlatacağım

anlatacağım...
anlatacağım...
sen hazırla gözyaşını
ağlatacağım...

umut teselli etmedi
efkar başından gitmedi
son damlasına kadar
benim gözyaşım yetmedi

hep tane tane süzülsün
sakin bozma akışını
her damlasına karıştır
yagmur yüklü bakışını

birde söyle gözyaşına
su gülüme bir anlatsın
okyanuslar yetmez ona
yeter beni yalvartmasın

bükmesin artık boynunu
kimse kurutmaz soyunu
acsın yine bülbülüne
yar sevdalısı koynunu
anlatacağım...
anlatacağım...
sen hazırla yüreğini
sızlatacağım...

Ayrılık

Gönül sahil’inde başlar fırtına,
Araya girince zalim ayrılık,
Yükü hasret olur biner sırtına,
Nasıl seni ele alım ayrılık.
(Alıp yerden yere çalım ayrılık.)

Çile kervanının yol’cusu oldum,
Artar oldu keder hüzünle doldum,
Bende sevdiğimden uzakta kaldım,
Görmezlikten gelir halim ayrılık.
(Sıladan ayırdın yolum ayrılık.)

Yürek yangınımı söndüremedim,
Gözümün yaşını dindiremedim,
Bir türlü içime sindiremedim,
Hayatımda bölüm, bölüm ayrılık.
(Tarif edemez ki dilim ayrılık.)

Ereni der bilmem kaç senin yaşın,
Başka diyar yok mu oraya taşın,
Var mı Azrail’le ortak bir işin,
Başına gelmez mi ölüm ayrılık.
(Koymaz mısın bende gülüm ayrılık.)

Ayrılık Değil

Gün ışığına söyle
Boğamaz içimin karanlığını,
Hep yağmurun sesine karışır,
Hüzün dolu bir şarkı.
Ve hep bir şeyler eksik kalır,
Sende ben,
Bende sen...
Umutsuzca özleriz birbirimizi....

Gün ışığına söyle
Gökyüzü çılgın mavileri de bilir.
Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden
Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi
Sokakları sarmışken yağmur bulutları
O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken,
Gülüşlerim çok uzaklarda kalır.
İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar,
Ama bu hayattan çalınmış zamanlar.
Bizi yine ayıramazlar.

Gün ışığına söyle
Vedalar kavuşmak içindir,
Bir yanılgı,
Bir saçmalık,
Bir pişmanlık değil,
Bu bir sevgi,
Belki ölümsüz de değil.
Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta.
Hep bir şeyler eksik kalacak bil...
Bende sen,
Sende ben...
Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret,
Ayrılık değil...

Ayrılık OLmaz

Ayrılık olmaz,
Ayrılık olmaz.

Sevda eken, sevda biçer,
Ben ne ektim, Bak ne biçtim,
Benim bu cürmüm ile,
Ayrılık olmaz.

Ayrılık olmaz,
Ayrılık olmaz.
İki damla gözyaşıyla,
Ayrılık olmaz.

Ben ne ektim,
Bak ne biçtim,
Böyle kahır, böyle ceza,
Ayrılık olmaz.

Ayrılık olmaz,
Ayrılık olmaz.

AŞK GİDER ACISI KALIR

Aşk için bahar.
Tehlike her yerdedir...
Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.
Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.
Bahardan sonra yaz gelir...
Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.
Bence öyle basit değil.
Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.
Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.
Güz aşkları mevsimine dönünce dönence,
Pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.
Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.
Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.
Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.
Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.
Çok azdır taze aşk yakalayan.
Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.
Sonra kış gelir.
Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur...
Kimi yalnızdır, kimi yorgun...
O yorgunlar için kış uykusu başlar...
Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar...
Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.
Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.
Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.
Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.
Ezbere konuştum.
Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.
Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.
Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.
Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.
İlk duygular, çocuksu güzellikler.
Ve sonra.....Nefessiz kalmacasına ağlamalar.
Izdırap çığlıkları...
Kış..Kış..Kış..... Azap....
Ve sonunda doğan gün....
Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine....
Hatta sonbaharda bile...
Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,
böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,
bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,
başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.
Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.
Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.
Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..
İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli,
Böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..
Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.
İçimden söküp aldığı bir şeyleri.
Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..
Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.
Bana bir dün, birde yarın borçlu.
Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.
Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.
Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..
Öfkem susmama engel...
Ama ikimizin de suçu yoktu...
Suçlu yoktu..
Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez...
Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,
kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak...
Kendinle savaşmak , hırpalamak...
Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır