mustafa's profileBAĞLANMAK MI NE KELİME.....PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
BAĞLANMAK MI NE KELİME... ÖLDÜM SANA İNANMADIN...Bekliyorum Seni, Döneceğinden Değil Sana Verdiğim Sözlerden |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
June, 2008 BiLiYORDUMBir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor:
Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...
Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmistik.
Karım , her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotografını çerçeveler,
"Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri" derdi..
Öldügünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'in bir gecesinde onu aldattım.
Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar
sadık kalacagımı söylerdim.
Ölmeden iki hafta önce yine aynı seyi tekrarladım.
Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece "Biliyorum" dedi.
Izmir'e kar yagdıgı gün, yani bir ay önce, evdeydim.
Fotograflarımıza bakıyordum yine...
Her çerçevenin altında bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim.
A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemisti.
Ama sanırım "Arkasına bak" yazmaya filan niyetlenmisti.
Hemen çerçevelerin arkasına baktım.
Hiçbir sey yoktu.
Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
Inanabiliyormusunuz, herbirinin arkasından bir mektup çıktı!
Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıstı.
1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı.
Ve içinden su sözler çıktı: "14 Mart1997/Gözlerin bana baska birine dokunmus gibi baktı /Söylemene gerek yok, biliyorum... " 2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor. içim acıyor simdi. Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor.. Sadece paylasmak istedim. seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et. Çünkü; Ask sessiz, sevgi dilsizdir. Gerçektende hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile... Kilometrelerce uzagında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlıgıda yokluguda hissedilebiliyor... June, 2008 ANLADIM
Sevdim seni sevmiyorsun
Anladım anladım bitsinAşka kıymet vermiyorsun Vefa nedir bilmiyorsun Cennet olsam cehennemsin Günahtan gayrı nemsin Maksat ayrı yürek ayrı Anladım benim değilsin Anladım gönlün sevinsin Olamayız senle gayrı Yolumuz ezelden ayrı Anladım yarim değilsin Gülün olsam soldurursun Kulun olsam öldürürsün Yarin olsam kandırırsın Başım öne eğdirirsin Beni ele güldürürsün Yol tek olsa hedef ayrı Anladım anladım bitsin Anladım benim değilsin Anladım gönlün sevinsin Olamayız senle gayrı Yolumuz ezelden ayrı Anladım yarim değilsin ONUR ŞAN Doğru Yerden Başlayamadık Biz...Beraber yürüyebileceğimiz yolun başlangıç noktasını bulamadık.
Ortasından daldık yola, bir anlık bir mutluluk,
Bütün bir yaşama yetebilecek bir umut yaşadık... Ama hayat tek bir hamleyle bizi yolun farklı taraflarına atıverdi işte. Sona ulaşamadan; ellerimiz bomboş, Dudaklarımızda çocukca bir gülümseme kalakaldık yolun kenarındaki çorak topraklarda. Oysa birbirimize yağmur olabilirdik biliyorum. Çok şey olabilirdik birbirimize; daha az yıkılmış olsaydık, Yolun başını bulabilmiş olsaydık... Şimdi yanımda olsaydın; Dudaklarınla silerdin gözlerimdeki yıldızları, Ellerinle ay olurdun geceme biliyorum... Ellerimiz bir daha asLa birleşmeyecek, buluşamayacak bir daha gözlerimiz, Aynı buruk gülümseyişle aralanamayacak dudaklarımız. Belki de seni tekrar gördüğumde gözlerinde bana ait hiç bir iz kalmamış olacak. Parmakların tenimin tadını unutmuş ve ben de iyice içime gömmüş olacağım dokunuşunun sihrini… Ayrı taraflarında olacağız yolun, Dokunmak bizim gücümüzün dışında bir düş olacak. Engeller olacak aramızda; insanlardan, Verilmiş sözlerden, anıların hoyratlığından oluşan engeller. Onları aşmak ya da aşmayı denemek bile acının adı olacak. Biliyorum; birlikte pek çok şeyi aşabilirdik biz. Her şeye yeni bir yüz giydirip, sesleri müzikle bezeyebilirdik. Çünkü aramızda başka benlikler, Kırık dökük başka aşklar olduğu halde dokunabilmiştik birbirimizin özüne yine de... Bir gün geriye dönüp baktığımda tutunacak tek bir dal, Dayanıp güç alabileceğim hiç bir anı göremesem de ellerinin sıcaklığı hala geziniyor olacak saçlarımda. Bir tek işte o dokunuşun büyüsü kaybolmayacak asla... Biliyorum June, 2008 Aglıyor AglıyorsunSeni yağmamamıslar kuytulardaKorkuların nefes nefeseYüreginden bıcaklanan sevdalaraPişmanmısın kendinePişmanmısın kendineSeni yaglamamıslar kuytulardaKorkuların nefes nefeseYüreginden bıcaklanan sevdalaraHep yanlıs sevdalara çiceklenmisKoruyup savrulmusunÖzlemin cıldırıyor anılaraGecelere sıgmıyorsunAglıyor aglıyorsunAğlıyor ağlıyorsunArtık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsunAğlıyor ağlıyorsunAğlıyor ağlıyorsunArtık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsunYorgunsun biliyorumOysa bir tek sözcük yeterdi anlatmayaSaclarım ellerini özlüyorCıglar yuvarlanıyor ömrümün ucurumlarındaSeni anlıyorumO en saklı yerinde ağlayan kahkahalarHangi yasak umudun ihanetidirBirer birer koparmıslar cicekleri ağlıyorsunAğlıyor ağlıyorsunAğlıyor ağlıyorsunArtık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsunSu yoksul duvarların dili olsadaAnlatsa neler cektiginiBuz gibi yastıklara sarılıpta sabahı zor etdiginiSabahı zor etdiginiHep yanlıs sevdalara çiceklenmisKoruyup savrulmusunHasretin cıldırıyor gecelereAnılara sığmıyorsunAğlıyor ağlıyorsunAğlıyor ağlıyorsunArtık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsunYaprak dökenlestiğin satırlar arasındaAltı kırmızı ile çizilmişVe tırnak içine alınmısSuskunlugun basharflerisinSehirler uyurkenBoğazına sarılırken öfkelerBu gizli gülmelerBu sessiz aglamaların nedir anlamıSen hangi mevsimin yağmurusunAğlıyorsun
Ağlıyor ağlıyorsunAğlıyor ağlıyorsunArtık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun.. Fatih Kısaparmak May, 2008 AŞKTA KIYAMETTE ARAF'TAÖnümde dikenlerle örülü yollar var. Her attığım adımda,kan revan içinde sözcükler. Kimin kalbine baksam böyle derinden, Gözlerimde yosun kokulu gelgitler... Büyümek dedikleri bu olmalı, Ruhumdaki şeffaf örtü yok artık. Ben çocukluğumun üstüne, Seni giyindim çünkü. Yetmedin örtmeye,gizlemeye sivri yaralarımı. Ondandır törpüleyip durmam,kendi yalnızlığımı. Biliyorum; Beni ruhlar yaratıldığından beri seviyorsun, Çünkü yarısı sende ruhumun biliyorsun. Yarınların battıkça şahdamarıma, baştan ayağa aşk oluyorsun. Sen böyle hasret hasret kokarken gönlümde, Ömrüme düşen çığı görmüyorsun. Baktığın her yer benim cennetimken; Sen dönüp arkanı,kıyameti seçiyorsun... En büyük acı Araf'takilerin derler ya, Sen Araf'ın ta kendisisin AŞKIM YADİGAR KALACAK SANAYüreğim ne dediyse onu dinledim ben. Kimi işaret ettiyse ona yöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, İşte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili, Dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, Küçük dokunuşları sana sakladım. Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama, Bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin. Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi? Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın. Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi. Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana... AŞKLAR SADECEAşklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, onu yasatmak için çaba göstermeyi de ögretirler. Aşkı sıradan seylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak onu sonsuza kadar yitirmek demektir. Gerçek sevgi, kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden sevmektir. Engellere, üzerinden asılacak fırsatlar olarak bakarsak Sadece çözüm bulmakla kalmayız Kendimizin "genel sorun çözme" yeteneklerini de artırırız. Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize. Sevgi eski yaraları açmak değildir; onları kapatmaktır. Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir. Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir. Çok narindir, kolayca kırılır, ama inanılmaz derecede esnektir. Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur. Onun yaşaması bizim dürüstlügümüze bağlıdır. Yaşam sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman bir serüvendir. Korku yaşamın sınirlandırılması, Sevgi yaşamın özgürlüğe kavusturulmasıdır. Derdin ne kadar oturmus, durumun ne kadar umutsuz, Yanlışın ne kadar büyük oldugu hiç fark etmez. Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir. Olgun insan pek çok yol, pek çok çözüm Ve pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez. Ama kim oldugumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir. Ne kadar akıllı yada duyarlı olursa olsun herkesin yanlışlık yaptığını ve her halde de yapmaya devam edecegini görüp bilmek rahatlatıcı bir seydir. O halde neden kusurlarınızı kabul edip rahatınıza bakmıyorsunuz? Kendilerine inananlar ve yaşadıkları Ana güvenenler yaşamı en keyifli bulanlardır. Bunlar geçmisin pişmanlıkları değil, Anıları depolayacak bir yer olduğunu; Geleceğin korku değil umutla dolu olması gerektiğini ögrenmişlerdir. Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır. Sevmekle geçen bir yasam; asla sıkıcı olmayacaktır. "SENİ SEVİYORUM" demekten asla bıkmayın ve sakınmayın. Sadece kalp için hasat zamanı yoktur. Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir. AŞKLARA PERDE ÇEKTİMBir dostum var ki benim, gerçegi arayan yolda öncüsüdür yüregimin. Yürütüyor yasamın sırlarına dogru inançla, sahibidir bütün güzel sözlerin. Vazgeçemem baska hiçbir dost için senden, dostun gelip geçicisinden, fânisinden. Ki her arayista gözümdesin, moralimde, direncimde, Acımda da olsan da en çok sevincimdesin. Yeni bir adim, sensiz; Benzer, yasamak gibi nefessiz, veya asik olmak sevgisiz, direnmektir iradesiz. En son görünürsün göze, adin çok az geçer, girilince söze. Hiçbir seyi degistirmez ama ne söz ne de göz, yüregimizdesin ya hersey zaten senin elinde. Hangi yapita baksam senden bir parça. Farketmez binyilin basinda ya da sonunda. Insan hep ayni insandi aslinda, degisen görüntüler oldu sen gizlendin hepsinin arkasinda. Anlattigim bu dosta onur denir. Aslinda sanildigindan da genis ve de çok derindir. Sanmaki sadece ayakta tutar yüregi, aslinda her adimi izleyen ve her ürünü verendir. Senin yoldasligin olmadan yürümek çok mu zor? Onun acisini gel bir de bana sor. Senden hep ayri yürüyen zaten bilmiyor, ama pesinden gelenin içinde simdi büyük bir kor. Bir gün artik konusmaz oldu dostum benimle. Pesinden sürüklemez oldu yeni dünyalara yüce sevgisiyle. Götürmez oldu kesvedilesi sevdalara, yalniz birakti beni, yalnizligimin öfkesiyle. Siginmis bir yürege, bir bedene. Kendisini temsilin en yücesine. Istemiyor hiçbir sey için yasama dönmeye "Temsilcim esirken ben nasil yasarim" diye. Yalnizliginda yasayamadim, bir haberini aradim; Bütün geçmisi taradim, bütün yollari zorladim. Bulamadikça umutsuzluga gömülürken, birakmissin bir mesaj, yüregimin boslugunda rastladim. "Seninle yürüdük hep sevgiye, arayisin sevgisine, sevginin gerçegine. Tekrar bulusacagiz seninle; yasatarak ve bütünleserek ya da ugrunda ölmesini bilerek" diye AYRILIKSılamdan ayrıldım bağrım yaralı ........ vardım gönlüm çileli Oturup ağladım gözlerim nemli Biter’mi bilmem bu koca ayrılık .......... yolları taş ile dolu Kapandı durdu mektubun yolu Nedim teskereyi düşündü durdu Bitermi bilmem bu koca ayrılık Sözlerle anlatmak olmazki seni Bilirim canımsın beklersin beni Kaderimiz bu söylerdin hani Bitermi bilmem bu koca ayrılık Sızlayan yaramda derman olasın Sevdiğm sensin bunu bilesin Dönersem yuvama sende gülesin Bitermi bilmem bu koca ayrılık Vatanı beklerim silahım elde Uykular haramdır hergün nöbette Bir sevgi varsa oda yürekte Bitermi bilmem bu koca ayrılık Ayrılık dediğimiz geçecek elbet Kaderde varsa döneriz kısmet Benim sevgimi yüreğine hapset Bitecek, bitecek bu koca ayrılık AYRILIKÖzlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık Sevda üstüne türküler hayal etmek Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık Kış gecesi ıssız sokakta üşürken Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken Nereye gittiğini bilememektir ayrılık Sevda ateşinden kurtulmaya bir bahane Boğulmak için aşk denizine dalmaktır ayrılık Eline kalem alıp şairlere özenmek Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık AYRILIK ACISIAyrılığın zehir olur acısı, Dinmek bilmez ağrısı ve sancısı. Sanki bize alnımızın yazısı Bizi çok mu sevdin zalim ayrılık? Mutluluğu sen bizlere çok gördün. Başımıza binbir türlü dert ördün. Hiç bitmedin ömür boyu sen sürdün Sana ölüm yok mu zalim ayrılık? Anasını kuzusundan ayırdın, Yavrusunu öksüz niye bıraktın? Benim sevdiğimi sen nerden duydun? Kulağın tıkansın senin ayrılık. Sevenleri ayırırsın eşinden Kaçsam gelir yakalarsın peşimden Kimini de ayırırsın işinden Evde huzur bırakmazsın ayrılık. Sen olmasan dünya güzel olurdu Seven sevdiği ile mutlu kalırdı Arayan da sevdasını bulurdu Bize dünyayı zehir ettin ayrılık. Gücüm yetse hemen seni boğarım Dünya’yı dar eder uzaydan da kovarım Bulamazsam sevenlere sorarım Sevenlerin baş belası zalim ayrılık Alnınıalnını dağ ateşiyle ısıtan yüzünü kanla yıkayan dostum senin uyurken dudağinda gülümseyen bordo gül benim kalbimi harmanlayan isyan olsun şimdi dingin gövdende uğultuyla büyüyen sessizlik birgün benim elimde patlamaya sabırsız mavzer olsun başını omzuma yasla göğsümde taşıyayım seni gövdem gövdene can olsun söyle bana ey ölümün açıklayıcı pervanesi hangi yavru tek başına yiğittir hangi yangın bir başına söndürülür ah herkes susuyor hiçkimse bilmiyor içimin yangınını ah herkes mi susuyor kalbimi kalbine bağladığım dostum ah herkes mi susuyor kalbi kalbimize benzeyen dostlar bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya hayatın ateş renkli kelebekleri bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için ah herkes mi susuyor bağırsam içimdeki dehşeti hırsım deler mi toprağı beni acısıyla onduran dostumu aşkla vurduran hayat sana yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım dünyanın yeni baharına çatlarken kadim güneş bağrım delinirken fidanların kanıyla anamın doğurgan karnıdır diye sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye dostumun üretken gülüdür diye sana bağlandım sana sarıldım beni umutsuz koma tarihle avutma beni çünki aşkla sınanmışım sana sana yangınla, suyla, ateşle ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım ey yaşarken kanayan acı şimşekli gök, tufan, kan fırtınası uçurum kıyısında hızla büyüyen ot yapraksız bir ölümün anısı için körpecik kuzuların derisi için beni tarihle avutma umutsuz koma beni akıtsam deliren sevdamı köpürürmü hayatı besleyen su ey benim yedi başlı kartalım her başını bir dağ başlangıcında koyanım senin böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir bizim aşkımızı solduranların korkusu çünki elbette bir su kendi akacağı toprağın sertliğini bilir ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak artık ırmak mı ne denir işte devrim ona benzer bir akışın hızına denir yarın ne olur bilirim ben bahar gelir, otlar büyür ölüm de yapraklanır bir dağ bulur uzun uzun bakarım bir çam ağacı gölgesi güzel kokular veren bir damla güneş görünce sana da gülümseyeceğim yarin şimdi senin uzanıp yattığın otlarda yarın yeni bir yeşillik büyüyecek AMA BEN HALA.....neyseGiden ve dönmeyen, bilen ve asla bildiklerinden şaşmayan, gözleri yaşlı içi boş gibi görünen ama bir o kadar kalbi dolu birisin sen. Bildiğim ama bilmediğimi iddia ettiğim sayısız sonsuzluk birimlerinden biri olsan da her ne kadar, ben seni o bilinmezliğinin içindeki saf benliğinden tanıdım yolların sonuna doğru giderken. Bildiğim ama söylemediğim şeylerin hepsi seni anlatıyordu içimde. Seni bu kadar sevmemin, senden gidemememin, yine de karşına çıkmaya bu kadar çekinmemin ve sana bu kadar uzak kalmaya çalışmamın sonucunca neler gördüğümü bir sorsan, bir anlasan içimdeki bu yangını; ölüm olurum gecenin en vakitsiz vaktinde… Sen içimde karanlıklardan krallık kuran, yüreğimin en titrek anlarında içimi dolduran ve içimde çığlar düşüren, bir o kadar yaralayan ama bir o kadar da yaralarımı sarmaya çalışan, ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını asla anlayamayacağım sevgilim, bırak beni. Ben yalnızlığıma alışmışım ve sana susamışlığım kadar da içine gömüldüğüm bu şehrin her karışına adını yazmışım. Bırak beni. Ben burada öylece sessiz kalmaya çalışırken, sen bir yandan acımasız çığlıklar atmaya çalışan, bir yandan seven, bir yandan da nefret eden o adam… Sessizliğimi sorguladığın her anımda, içimde bir şeylerin hep acıdığı, içime düş kırıklarımın battığı, yüreğimde o koca vapurların battığı sen. Anlamaya çalıştığın her an benim anlamsızlığımda boğulmaya çalışmanın da anlamını çıkaramıyorum bir türlü. Neden kendini beni anlamak uğruna bu kadar karanlığın içine attığını, neden beni anlamak uğruna bu kadar canına kastını, neden bu kadar üzüldüğünü ve neden bu kadar yaraladığını anlayamadığım; sen… Kuru çöl geceleri gibi çatlak olan dudaklarımın sana susadığını bildiğin halde bu kadar neden kaçtığını, neden bu kadar ısrarla görünmezliğini ve bu kadar acemi sevişlerini hiç anlayamadığım sen, bir o yana bir bu yana savrulurken ellerimi tutmaya çalışan, bir yandan da tuttuğunu zannettiğim anda ellerimi bir boşluğa bırakan; neden? Köpeklerin ısırmaları acıtmıyo ve sevdiğim her şey sıcaklığıyla yakıyor Bir yandan da sen üşütüyorsun içimi; yalnızlığım kadar gizemli olan adam… Nedenini ve anlamsızlığını çözemediğim o mayışmış bakışlım. Şifreli konuşmalarının ve şifresiz susuşlarının, gözlerimin içine bu kadar buğulu ve bir o yandan hiçbir anahtarın açmadığı o soğuk bakışların. Ki ne zaman anlamaya çalışsam beni daha da içe çeken, daha da onulmaz halde yaralayan ve neden bu kadar acı ile doldurduğunu anlamadığım kalbimi bu kadar çok karartan ki; fal karanlığında, sen; neden susuyorsun? Sustuklarının ve bildiklerinin arkasına sığındığını gördüğümde gözlerime inanamadığım, gözlerimi aydınlık bakışların yüzünden açamadığım, sözcüklerimi hiçbir tümceye bağlayamadığım sen. Uzun tümcelerimin ardından düzeltmelere çalıştığım fakat cümlelerin içinden atamadığım o kelime; sen… Ne anlatmaya çalıştığımı ve neyi özlediğimi bilmediğim halde özlediğim, seni ne kadar özlemem gerektiğini bilmediğim, hiçbir ışığın aydınlatmayacağı o karanlık kalbim, hepsi şimdi birer muamma kalacak. Hiçbir anahtar bu sırrı açamayacak, dudaklarım kilitli, gözlerim rüzgara küs kalacak… Sormadığım ve sormaya cesaret edemediğim o birkaç kelimeden biriydi seni yaralayan ve gidişinin sebebi olan bu tümce. Karanlık sulardan geçecek ve bir daha asla geri dönmeyecek bu hisler. Günün birinde sana ithaf edilmiş olan bu yazıyı okuduğunda kime yazıldığı, kimi anlattığı, kimden hesap sorduğu anlaşılmayacak olan bu yazıyı belki bir başkasına yazıldığını zannederek ki, büyük zahmet ederek okuyacaksın. O zaman gözlerin mi buğulanır, yoksa senin de kalbine benim gibi düş kırıklarımı batışır, yoksa gözlerin kapanıp yaşlar mı boşalır bilemiyorum ama, ben, hala.......neyse....... ANDIMKonuşmadan söylediğim sözlerim ki açıkça anlaşıldılar biliyorum, cevaplandım uzun bir sessizlik cümlesiyle olsa da anladım Aynasız karşılaştığım gözlerim nasıl çıplak bir ruhla saf sevgiyle bakışıp bir ömür boyu yakışıp bir türlü yaklaşamadığım ikiz gözlerim ki ağladım Hiç söndüremediğim közlerim ki özlerim... andım! AŞKINA MAŞUKHelal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını Anlayacaksın Beni Birgün…Anlayacaksın beni birgün… Vakit geçte olsa , zaman artık derdimize çarede bulamasa anlayacaksın, Hissedeceksin sende benim hissettiklerimi İçimin nasıl acıdığını anlayacaksın , yüreğimin yandığını Acımın geçmesini beklerken dahada körüklediğini göreceksin, O zaman hak vereceksin bana … Nasıl dayandığıma , hala seni nasıl sevdiğime, Hergün nasıl ümit ettiğime inanacaksın Göreceksin bütün gerçekleri… Sende benim yaşadıklarımı yaşayacaksın Çekemeyeceksin çektiklerimi Şaşırıp kalacaksın , acıdan yemek yiyemeyeceksin Bir lokma bile oturacak midene su bile içemeyeceksin… Hergün ağlayacaksın , benim bittiğim gibi biteceksin sende… Ama hiçbirzaman belli etmeyeceksin dayanacakmısın benim dayandıklarıma? Sanmam… İçin acırken , yüreğin yanarken güleceksin etrafına… Herkese mutluyum diyeceksin… Sende öğreneceksin sende bileceksin acıyı… Benim çektiklerimi çekeceksin… Bana çektirdiklerini çekeceksin… Hissettiklerimi hissedeceksin, hergün yarım kalan umutlarınla bir parçan eksikken dolaşacaksın etrafta ne yaptığını bilmeden, Sende seveceksin deli gibi , Sevilmeyeceksin , duygularınla oynayacaklar seninde benim duygularımla oynadığın gibi. Ama hiç yılmayacaksın boşa ümit edeceksin hep bekleyeceksin benim seni beklediğim gibi… Çekip gitmek istediğin anlar olacak, Nefretinin mi sevginin mi daha ağır bastığını düşeceğin anlar, Aldanacaksın sende benim sana aldandığım gibi… Aldatılacaksın sonunda beni aldattığın gibi… İşte o anda neler çektiğimi anlayacaksın… Yanında olmayacağım , senin ben bunları hissederken benim yanımda olmadığın gibi… Dostun sandıkların dostun çıkmayacak… Bana yaptığın gibi bende rezil edeceğim seni herkesin önünde… Küçük düşmenin ,duygularının hiçe sayılmasının, gözyaşlarının içine akıtılmasının ne demek olduğunu öğreneceksin… Daha bir çok şey öğreneceksin yaşadıklarımdan… En çokta neyi öğrenmeni isterim bilirmisin? Bunlar bir ders alıp insan olmayı öğrenmeni isterim… Yanında ben olmam bundan sonra ama hayatının geri kalan kısmı geçmişin gibi boş geçmez… Öğreneceksin sevdiğim… hepsinin tek tek öğreneceksin bunların… Yavaş yavaş acı çeke çeke öğreneceksin… Nefretim sana değil nefretim kendime bunu bilesin… sıra sende... Anlayamazsın DostumGölge gibi peşindedir hatıralar, Uyurken ağaçların diplerinde, Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar, Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan, Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar.... Göç ediyor kuşlar, Bulutlar hiç eksilmiyor gökyüzünden, Acı bir keman sesi şimdi,en derin uykulardan, Aykırı dizelerde unutulan aşklar, Bir ömür kolay geçmez ey dostum,bu yürek susmaz, Gölge gibi peşindedir hatıralar, Uyurken ağaçların diplerinde, Yalnızlığına savrulur dokunamadığın bütün yapraklar, Çekip gidersin birgün sende anlaşılmadan, Bakarsın geride kalan dağlardır dağlar, Utanır seni bekleyen yalnız sabahlar, Ağlarsa ey dostum,bir anan ağlar, Gerisi hayatı yalanlar, Sonrasında ne yağmurlar yaşarsın, Ne rüzgarlarda gözlerini kapatırsın, Düşlerinde yeşillenir bu ovalar, Oksitlenir şehrini yutan havalar, Sen aşksız yapamazsın, Geçer zaman,aşk gülümser sana, Öper sevdiğini dudakların, Ve çekip birgün sende çekip gidersin ey dostum, Sende benim gibi aşk'ı anlayamazsın..... ANNEYıllar sonra cocuk evlenmis, Çoluk cocuk sahibi olmus. Birgun, gecenin bir yarısı Saat 3:30 civarları telefonu calmıs. Telefondaki ses, yumusak, Sevecen tonuyla annesinin sesiymis. Cocuk; - Ne var Anne, ne istiyorsun, Neden bu saatte beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden, Annesini azarlayıcı sözler sarfetmis. Annesi, biraz buruk, Biraz da aglamaklı bir ses tonu ile; - Bundan 25 yıl once böyle bir gece yarısı Saat3:30 da, Sen beni daha cok rahatsız etmistin. V o zaman ben sevincten aglıyordum.. "DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN, OGLUM "demis....................... Aptal Kelimelerden Nefret Ettim!Aptal kelimelerden nefret ettim! Anlatamadılar beni! ... Senden nefret ettim! Hiç ama hiç anlamadın beni! ... Ölüm ölüm dedim Ölümden bıktım! Ne ölümle ilgili bişi yaptım Ne ölüm benle ilgili bişi yaptı Ben sonunda ölümden nefret ettim! Hayata küsüm dedim; Beni gerçekten öldürmek istedi! Aman ölmeyeyim dedim; Ama en sonunda neden öyle dedim,anlamadım! Ben hepsinden nefret ettim! Ne yaşamak, ne ölmek! Hiç biri umurumda değil! ! ! Kendimden nefret ettim! Sen de benden et Ey Sewgili! ... Her şeyden, en çok benden nefret et! ... Sen yaşarken bensiz; Senden nefret edeceğim ben çünkü! Her şeyden çok beni düşün! ... Nefretimle olsa bile.... En çok benle yansın için! Kahrolası bu dünyada! Kahrolası bir seni sewdim! ! ! AlıştımDuyarsan ağlama canım sevgilim Ben her gün ölüp dirilmeye alıştım Bazen şehirlerde bazen köylerde Bir yırtık resminle aramaya alıştım Dediler aşk için yakma kendini Bilmezler içimdeki sevgimi Sana bağlamışım ben gençliğimi Derbeder etsende sürünmeye alıştım Karanlık gecelerin sessizliğinde Geçiyorum kendimden can kalmaz bende Bazen vadilerde bazen çöllerde İsmini haykırıp ağlamaya alıştım Bir garip aşığım sevdim gönülden Felek yar etmedi seni aldı elimden Derdim yetmez gibi elin dilinden Her gün bin bir türlü söyleyene alıştım Gücüm yetmez dağ başında kalırsam Ferhat gibi kayaları delersem Kerem olur aşklarla yanarsam Bağrımı dağlayan kora alıştım Anlatacağımanlatacağım... anlatacağım... sen hazırla gözyaşını ağlatacağım... umut teselli etmedi efkar başından gitmedi son damlasına kadar benim gözyaşım yetmedi hep tane tane süzülsün sakin bozma akışını her damlasına karıştır yagmur yüklü bakışını birde söyle gözyaşına su gülüme bir anlatsın okyanuslar yetmez ona yeter beni yalvartmasın bükmesin artık boynunu kimse kurutmaz soyunu acsın yine bülbülüne yar sevdalısı koynunu anlatacağım... anlatacağım... sen hazırla yüreğini sızlatacağım... AyrılıkGönül sahil’inde başlar fırtına, Araya girince zalim ayrılık, Yükü hasret olur biner sırtına, Nasıl seni ele alım ayrılık. (Alıp yerden yere çalım ayrılık.) Çile kervanının yol’cusu oldum, Artar oldu keder hüzünle doldum, Bende sevdiğimden uzakta kaldım, Görmezlikten gelir halim ayrılık. (Sıladan ayırdın yolum ayrılık.) Yürek yangınımı söndüremedim, Gözümün yaşını dindiremedim, Bir türlü içime sindiremedim, Hayatımda bölüm, bölüm ayrılık. (Tarif edemez ki dilim ayrılık.) Ereni der bilmem kaç senin yaşın, Başka diyar yok mu oraya taşın, Var mı Azrail’le ortak bir işin, Başına gelmez mi ölüm ayrılık. (Koymaz mısın bende gülüm ayrılık.) Ayrılık DeğilGün ışığına söyle Boğamaz içimin karanlığını, Hep yağmurun sesine karışır, Hüzün dolu bir şarkı. Ve hep bir şeyler eksik kalır, Sende ben, Bende sen... Umutsuzca özleriz birbirimizi.... Gün ışığına söyle Gökyüzü çılgın mavileri de bilir. Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi Sokakları sarmışken yağmur bulutları O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken, Gülüşlerim çok uzaklarda kalır. İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar, Ama bu hayattan çalınmış zamanlar. Bizi yine ayıramazlar. Gün ışığına söyle Vedalar kavuşmak içindir, Bir yanılgı, Bir saçmalık, Bir pişmanlık değil, Bu bir sevgi, Belki ölümsüz de değil. Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta. Hep bir şeyler eksik kalacak bil... Bende sen, Sende ben... Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret, Ayrılık değil... Ayrılık OLmazAyrılık olmaz, Ayrılık olmaz. Sevda eken, sevda biçer, Ben ne ektim, Bak ne biçtim, Benim bu cürmüm ile, Ayrılık olmaz. Ayrılık olmaz, Ayrılık olmaz. İki damla gözyaşıyla, Ayrılık olmaz. Ben ne ektim, Bak ne biçtim, Böyle kahır, böyle ceza, Ayrılık olmaz. Ayrılık olmaz, Ayrılık olmaz. AŞK GİDER ACISI KALIRAşk için bahar. Tehlike her yerdedir... Vuruluverirsin hiç ummadığın birine. Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni. Bahardan sonra yaz gelir... Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları. Bence öyle basit değil. Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden. Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı. Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, Pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne. Ve yavaş yavaş görünürler etrafta. Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür. Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar. Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır. Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir. Sonra kış gelir. Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur... Kimi yalnızdır, kimi yorgun... O yorgunlar için kış uykusu başlar... Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar... Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde. Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz. Saçmaladım belki de bir paragraf boyu. Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım. Ezbere konuştum. Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir. Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir. Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar. Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları. İlk duygular, çocuksu güzellikler. Ve sonra.....Nefessiz kalmacasına ağlamalar. Izdırap çığlıkları... Kış..Kış..Kış..... Azap.... Ve sonunda doğan gün.... Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine.... Hatta sonbaharda bile... Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan, böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan, bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz, başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim. Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi. Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti. Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı.. İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, Böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti.. Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu. İçimden söküp aldığı bir şeyleri. Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi.. Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu. Bana bir dün, birde yarın borçlu. Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım. Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım. Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya.. Öfkem susmama engel... Ama ikimizin de suçu yoktu... Suçlu yoktu.. Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez... Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak, kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak... Kendinle savaşmak , hırpalamak... Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|